• Ana Sayfa
  • Ayhan Aydın
    • Özgeçmiş
    • KENDİMLE İLGİLİ KISA BİR DEĞERLENDİRME
    • Ayhan Aydın Arşiv Listesi
    • ŞAHKULU SULTAN DERGAHI GÖRSEL ARŞİVİ
    • Hakkındaki Yazılar
    • Hakkındaki Şiirler
    • Hakkındaki Haberler
  • Şiran
  • Söyleşiler
    • Dedeler
    • Babalar
      • BABAGAN (BALIM SULTAN ERKANI) KOLU
      • ÇELEBİLER KOLU
      • SULTAN SÜCEATTİN VELİ OCAĞI (DERGAHI) KOLU
      • ALİ KOÇ KOLU
    • Ozanlar
    • Yazarlar
    • Aydınlar Gazeteciler
    • Bilim İnsanları (Akademisyenler)
    • Kanaat Önderleri
    • Kurum Temsilcileri
    • Sanatçılar
    • Hocalar Mürebiler
    • İzzettin Doğan
  • Gezi Notları
    • Anadolu
    • Avrupa
      • Batı Avrupa Gezi Notları
    • İran
    • Suriye
    • IRAK
  • Yazılar
    • Basındaki Yazılar
    • Denemelerim
    • Etkinlik Haber Yorum
    • Cem Vakfı Yazıları
    • Kitapların Dünyası
    • Şiir Denemelerim
  • Kültür Sanat
    • Kültür Dünyası Söyleşileri
    • KÜLTÜR SANAT YAZILARI
  • Ahmet Hezarfen
    • Ayhan Aydın Kitap Yazıları
    • Osmanlı Arşivinde Aleviler Bektaşiler
    • Diğer Çeviri Belgeleri
    • Yazıları- Anıları - Görüşleri
    • Ahmet Hezarfen'le İlgili Yazılar
    • Ahmet Hezarfen Balkanlar(Rumeli)
    • Dergahlar Türbeler
      • Balkanlar Rumeli
        • Bulgaristan
          • Otman Baba
          • Demir Baba
          • Akyazılı Sultan
          • Ali Koç Baba
          • Elmalı Baba
          • Hüseyin Baba
          • Dallı Ali Baba Türbesi
          • Yunus Abdal
          • Saçlı Koçlu Babalar
          • Alan Mahallede Ali Baba Türbesi
        • Makedonya
          • Sersem Ali (Harabali) Baba
          • Sarı Saltuk
          • Hıdır Baba
          • Cafer Baba
          • Üsküp Halveti Tekkesi
        • Yunanistan
          • Seyyid Ali (Kızıldeli) Sultan
          • Ece (İce) Sultan
          • Nefes Baba
          • Atatürkün Evi Selanik
      • İran
      • Suriye
      • Diğerleri
      • Anadolu
        • Hacı Bektaş
        • Sultan Sucaettin Veli
        • Abdal Musa
        • Kolu Açık Acim Sultan
        • Seyyit Garip Musa
        • Haydar Sultan
        • Diğer
      • İstanbul
        • Şahkulu Sultan
        • Kurucu Ahmet Sultan
        • Garip Dede Türbesi
        • Erikli Baba Türbesi
        • Nafi Baba (Şehitlik)
        • Karaağaç
        • Karyağdı
        • Duvar Baba
    • Semahlarımız
      • Rumeli Semahları
      • Anadolu Semahları
      • Sultan Sucaettin Veli Ocağı-Dergahı Semahları
    • Atatürk Fotoğrafları
    • Etkinlik Fotoğrafları
      • Türkiye
      • Balkanlar
      • Avrupa
      • Diğer
    • İnanç Önderleri
      • Dedeler
        • Fetfi Erdoğan Dede
        • Aşık Ali Metin Dede
        • Hüsamettin Aydın (Seyyid)
        • Nevzat Demirtaş
        • Musa Küçük
        • Veli Akkol
        • Hüseyin Orhan
        • Celal Arslan
        • Dedeler Diğerleri
      • Babalar
        • Hakkı Saygı
        • Abidin Harman
        • Mehmet Şilli
        • Reşat Bardi Dedebaba
        • Babalar Diğerleri
      • Zakirler
      • Çelebiler
      • Dervişler
    • Cemlerimiz
    • Yazarlar
      • Abidin Özgünay
      • Baki Öz
      • Cahit Tanyol
      • Mehmet Yaman Dede
      • Mehmet Yardımcı
      • Refik Engin
      • Şevki Koca
      • Ahmet Hezarfen
      • Yazarlar Diğer
    • Ozanlar
      • Adil Ali Atalay (Vaktidolu)
      • Ahmet Akar
      • Ali Ekber Çiçek
      • Aşık Durmuş Günel
      • Aşık Veysel
      • Hüseyin Çırakman
      • Hasan Papur
      • Hüseyin Yorulmaz (Seyfili)
      • Aşık İhsani
      • Mahzuni Şerif
      • Muharrem Yazıcıoğlu
      • Murtaza Şirin
      • Müslüm Sümbül
      • Telli Suna Gölpek
      • Ozanlar Diğerleri
      • Ozanlarla İlgili Simgeler
    • Gümüşhane-Şiran (Kırıntı-Yeniköy
      • Yeniköy (2010) Sayı Sayma Oyunu
      • Yeniköy Kış - Güssün Aydın Cenaze 2000
      • Kırıntı Yeniköy Düğün 2003
      • Kırıntı Yeniköy
    • Ayhan Aydın
      • Hısım Akrabalarım-Arkadaşlarım
      • Cem Tv Proğramlarım
      • Ayhan Aydın Resimleri
      • Ayhan Aydın'ın İstanbulu
      • Ayhan Aydının Manzaraları Şehirleri
  • Önemsediklerim
  • Konuk Yazarlar
  • Site Haritası
  • Balkanlar (Rumeli)

HACI BEKTAŞ AYDINLIĞI

Çarşamba, 10 Kasım 2021 12:42 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 668

HACI BEKTAŞ AYDINLIĞI

 

Üzerinde yaşadığımız topraklar kutsal topraklardır. Kutsallık evrensel bir değerdir, çağları aşan bir kavramdır. İnsan iradesi, insan ruhu ve kültürü neyi kendisine kutsal bileceğini, tapınacağı, sığınacağı, huzur ve mutluluk hisleriyle dolu olacağı yeri, yurdu arar, bilir, bulur.

O yüzden yeryüzündeki en eski yerleşimlerden birisi olan Anadolu toprağı da böyle farklı dinlerin, inançların kutsal değerleriyle dolu bir coğrafyanın ismidir. Toprak olarak çok verimlidir, benzersiz bir doğası vardır dağlarıyla, denizleriyle, gölleriyle, vadileriyle her daim karı, yağmuru, bulutu ve rüzgârı başından eksik olmayan bu yurt toprağının…

Doğusu ayrı bir güzel, batısı ayrı bir güzel, kuzeyi ormanlarla yarar insanların hayal düş dünyalarını, güneyi ise masmavi denizlere Afrika’ya ulaştırır düşler ülkesinde insanı derin derin düşündüren Toroslar’dan sonra.

Ya İç Anadolu, nasıl bir yerdir, nasıl bir deryadır? Bu sefer doğa Ana yazmıştır yazgısını buraların yeryüzünde bir başka örneği yoktur Nevşehir / Kırşehir / Konya aydınlık dehlizlerinin. Bir başında Erciyes bir tarafta Hasan Dağı bakar durur tütsüleri bile halen başlarındayken türlü tilkilerin oynaştıkları mağaralarına, güneşten ak ak olmuş verimli topraklarına.

Hele dele, de gelip sığınmışlardır insan yığınları, kaçtıkları, ölümden korkmaktan çok çocuklarını ve çocukları kadar kutsal bildikleri inanç değerlerini korumak, saklamak, biraz nefessiz kalsalar da ebediyen nefes almak istedikleri Kapodakya’ya, Ihlara Vadisi’ne, Göreme’ye ve nice yerlere…

Gidip gördüğüm ve soluduğum gibi bir özdeşi olan Horasan yurdu’ndan Sulucakarahöyük’e gelen Hacı Bektaş onca yolu gönlüyle yürümüş, erenlerin kanatlarıyla yol almış, yol arkadaşları olan Kalenderi zümreleri gibi bastığı toprağın, esen yellerin, elindeki asasının, gönlündeki aşkın sesine kendisini bırakıp bir deryada yüzer gibi, bir bulutta süzülür gibi, bir meyvenin çekirdiğinin içindeki sır gibi varmış varacağı yere. Eski uygarlıklar sembolü bir Höyük varmış, türlü temaşasıyla Kapadokya varmış, kendinden önce buraları yoklayıp yer / yurt tutmak isteyen geldiği coğrafyadan erkence gelmiş yerleşik olmuş bazı erenler / evliyalar da varmış.

Olsun demiş, var içinde varız, her nere gitsek ahu zarız… Yalın ayak, başı çıplak, gönlünde bir büyük güneş ve ay saklayan bilge derviş, nice nice filozofların küçümseyip sözde kendisini yüceltmek istedikleri gibi mektep / medrese / onlarca yıl ilim / hilim / devlet-i ali’yeye intisap nice nice ordular yöneten başkomutan değilmiş elbette; “ben de bir insan olmaya geldim” diyen milyarlarca yaratılmıştan bir yaratılmış kendince. Ben de kendimce bir gönüle girebilsem ne mutlu diyen yeryüzündeki en saf, en temiz, en öz, en bi – çare ve varlığın birliği mertebesinde bir inci tanesiymiş. Gönüllerde yaşamış, gönüllerde var olmuş; höyük’teki uygarlığın da, mektep / medrese / devlet rica’li de gören Mevlanaları da bir ve hoş görmüş, kutsal bildikleri beldeye ruhlarını ve bedenlerini nakşeden Hıristiyanları da bir özde, bir benden de görmüş.

Elbette gezmiş Kalenderiliğin ana haç kapısı olan Eskişehir’deki Seyyitgazi / Seyyid Battal Gazi Ocağını / Dergâhını, Türk’ü / Türkmen’i / Halkı ezen başkalarının sarayı olan Selçuklu Sarayı’nın dışında olmuş, türlü türlü insanlar, yöreler, coğrafyalar tanımış ama Horasan Yurdu’na en çok benzeyen Sulucakarahöyük’te mekânını tutmuş; getirdiği ve yeşerttiği en dayanıklı, en yararlı, en verimli ağaçlardan olan dut ağacıyla özdeş olmuş bu topraklara kök salmış.

Türlü donlar giyer gülden naziktir bizim pirimiz; barış / kardeşlik ve saflıkla bir güvercin donunda inmiş Rum Diyarı denilen Anadolu bozkırına, bir aşk ateşi yakmış sonsuza kadar sönmeyecek; göhsünden güneşler, aylar, yıldızlar çıkan bir bilge kişilik olmuş Anadolu’nun Rumeli’nin ve cümle Türk Yurdu’nun üzerinde. Başta kendinden önce gelenler onu istemişler, kıskanmışlar, hatta canına kasdetmişler.

Bir kadın sahip çıkmış olan Kadıncık Ana. Ondan anlamış kadınların kucaklayıcı, yaşatıcı, koruyucuyu, her şeyin temelini atıcılar olduğunu, kadınlara öz değerini vermiş.

Hırsları, kinleri, nefretleriyle insanı tanımış, insanoğlu’nu… Kendisine eren de dense, ermiş de dense insanların isimleriyle ve sıfatlarıyla değil sadece ve sadece özleriyle tanınabileceklerini, kendi benliğinden sıyrılıp sular gibi gönüllere akmanın, kuşlar gibi semalarda süzülmenin, kırılıp / yıkılmış gönülleri hiçbir bir beklentisi olmadan onarma aşkının bir Hakk vergisi ve tam bir gönül işi olduğunu, her eren denilenin eren olmadığını sonraları anlamış.

O yüzden süreten hiçbir insanı sevmemiş, tendeki güzelliğe değil özdeki varlığa ve güzelliğe yönelmiş. Ebedi güzelliğin iç güzelliği olduğunu görmüş.

Coğrafya yaman bir coğrafya, çok verimli değil, soğuk bir yermiş, bozkır denirmiş. Ama yeryüzünde insanın ayak bastığı her yer yaratanın sırlarıyla ve hikmetleriyle doludur. İnsan emeği, insan çalışkanlığı ama hepsinde de önemlisi insan sevgisi, insanın gönlü taşa bile tohum ektirir oradan mahsul aldırırmış. İşte ocağını / dergâhını kurduğu yerde Hacı Bektaş, sadece gönülleri birlememiş, taam’ı, hem de helalinden, alın teriyle yoğrulmuş ürünleri elde ederek hiç kimseye muhtaç olmadan, el – avuç açmadan yaşamasının yollarını da göstermiş. Bozkır’ın ortasında sonsuza kadar yanan bir bereket, aşk ve gönül feneri olan sönmez bir çerağ yakmış.

Evet, aynen de böyledir, dıştan bakarsın divane bir meczuptur Kalenderiler, bugün yedim, yarın Allah kerim’dir, derler. Ama bakarsın bir cümleyle Kur’an’ı, da, İncil’i de, Tevrat’ı, Buda’yı da, her ne filozof var ise onların görüşlerini de özetlerler sana. Ve de bu dünyada yaşamanın acısını da, zorluklarını, tüm imkânlarını da sunarlar. Aylar boyunca gezgin olurlar, dağ / bayır aşarlar ama devri devran içinde bir gül bahçesi yaptıkları ocaklarından / dergâhlarından ışık vurur insan suratına. Kuyular vururlar, binalar yaparlar; bir ağaç kovuğunda bile uyurlarken, gönülleriyle bir saraya çevirirler adım attıkları yerleri.

Hacı Bektaş; Bir bilge, bir derviş, güvercin donunda bir saflık, kuyudan çıkardığı suyla ağaçlarını, çiçeklerini sulayan hadümul fukara, nazlı canların umudu, Kırklar eşiği, erenler piri…

Hacı Bektaş; Bu toprağın dilini yaratan Yunus’a nasip veren, nasip verici yurduna “eline” namusu gibi bakan bu toprağın taşını, çalısını, ağacını, kuşunu, börtü böceğini seven ocak / yurt kurucusu, kerem kani, her daim birlik türküsü söyleyen, yazan bir usanmaz ozandır…

Kadıncık Ana ve cümle kadınlara büyük değer vererek, çağlar öncesinden kadın – erkek ayrımını ortadan kaldıran; “erkek / dişi sorulmaz bizim muhabbetimizde” diyen çağın öncüsü bir bilge insandır Hacı Bektaş…

Hakça üretimi / Hakça bölüşümü temel şiar edinmiş, Ahiliğin piri Ahi Evran’la yol kardeşi, gönüldaşı olarak her daim üretimi öncelemiş, “miskinler tekkesi” olmayan Alevi / Bektaşi ocak ve tekkelerinin üretim merkezleri de olmasını sağlamış, alın terini, elinin içindeki gibi yakut’tan bileziğidir Hacı Bektaş…

Hacı Bektaş; Medreselerde vaaz ederken Tanrı aşkını insan sevgiyle buluşturup kamilliğin en yüksek mertebesine yareni / yoldaşı Tebrizli Şems ile Mevlana’yı irşat ettiren, “eline / dilene / beline” sahip olup ölümsüz bir yol kuran bir Veli…

Devamını oku: HACI BEKTAŞ AYDINLIĞI

Kategori: DENEMELERİM

Yalnızlık, Geçim Derdi

Çarşamba, 10 Kasım 2021 12:29 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 653

Nereye Gidersen Git Peşini Bırakmaz Bu Yalnızlık, Bu Geçim Derdi

 

Nice insanlar gördüm ben bu sokaklarda

Kimi üzgün, kimi kahırlı

Kimisi de epey bezgin bu hayattan

Kimi verirsin almaz bir selam

Kimisi ise pek mi pek yaman

Kiminin yok giymeye bir donu

Kimisi gizlemiş kinini iki dudağının kıvrımlarına

Kimisi ise kimsesizliğini derin bakışlarına

Soluyor öfkeyle burnunun kıllarına kadar

Haz alarak ilaç içer gibi sigarasını kimi

Sana yarım dil ucu da olsa

Gülümseyişiyle dokunuyor kimi

Kimi geçen mutlu anları anıyor

Alın çizgisindeki inip kalkmasından belli

Kimisi de açlığını bastırıyor, bastırıyor

Derin suskunluğunda

İki büklüm elinde sığındığı bastonu

Bir tutam şirin sakalı bir Nasrettin Hoca kimi

Kimisi de

El aman dileniyor, biraz güç için yalvarıyor Hakk'a

Bir yanı çökmüş tarihi yapılar gibi

Kiriş gibi destek arıyor bükülmüş de olsa bacaklarından

Pek neşeli, çok neşeli gülüp geçiyor hayata İskambil kağıtlarında hüznünü dağıtıyor,

Sırtında hala mı diye bakılan küfesiyle

Ayva satıyor titrek sesiyle kimisi

Kehribar sarısı bıyığıyla kendinden emin

Bektaşi edasıyla biraz mağrurlu yürürken birisi

Kimisi dünyanın en büyük hazinesi

Çocukluğunu saklamış

Mahzun ve mahçup

Kirpiklerinin arasına

Hüzün, hüzün, hüzün dokunsan değil

Zaten ağlıyor yüzü içine derin kederler içinde

Belli ki evi dar geliyor sokaklar sırdaşı oluyor kimi

Amma da

Ne güzel isimli sokaklar var, diyor

Kaldırımlar boyu volta atarken

Yıldızlı, çiçekli, eski zaman efsaneleri gibi efsunlu

Bu kaçıncıdır bu dırdır, bu asabiyet

Bitmez mi deyip

Kırk yıllık komşusundan yakınıyor kimi

Kediler bir alem yahu sahi

Hiç söz etmesek olur mu onlardan

Her birisinin öyküsü tüm insanlarınkinden çok

Ama çoğunun keyfine diyecek yok

Biraz karın tokluğu, biraz sıcak görünce

Tüm tasaları bitiyor, çok uzaklara gidiyor

Öyle ya ne koca dayağı, ne barınma derdi

Ne de kira derdi var başlarında

Her vapur düdüğü çalanda

Ağızları yüreklerine gelmiyor ya

Apansız sanrılar içinde geçim ve yaşam denen

Çözümsüz bilmecenin içinde kaybolan

Hayalleri zaman zaman darmadağın olan

Kederli gözlerle ufka dalan

Ana ve baba olma yükü altında ezilenler gibi

Ama ne yalan söylemeli

Şöyle keyifli keyifli

Serilip horlamaları unutturuyor sahiden

Tüm insanların her türlü hallerini, huylarını, homurtularını...

 

Ayhan Aydın

9 Kasım 2021

 

Kategori: Şiir Denemelerim

Bak Şu Kudretli Ağaca Sen

Çarşamba, 10 Kasım 2021 12:28 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 669

Bak Şu Kudretli Ağaca Sen

Sanki Bir Vatan Sanki Bir Devlet

 

Hangi usta vurdu örse böyle hangi alazda

Hangi kızıl alaca yaladı seni hangi seherde

Hangi gelin ağladı gece baykuşuyla sende

Direncin neden bu kadar kuvvetli

Hala yeşil durur bir yanın

Avazın neden bu kadar yanık

Erken mi koptu bir kanadın kırık

Dökülür tel tel gövde denen zırhın

Hangi leylek bıraktı bu teleğini sende

Getirmiş miydi Afrika'dan bir dost ses

Yoksa daha alacağın mı kalmıştı

Geçen seneki güzden, yazdan

Küf kokuyor

Toprak rengini almış geniş yaprakların

Ama tek birisi de

Hani örter mi örter

En mahrem yerlerini bir ölünün

Ya karıncalarına ne demeli

Hayat kaynağı serçelerine, o neşeye, o sevince

Sanki en eğlenceli seyran yeri olmuş tüm bedenin

Şimdi Gülhane Parkı'nda değil de

Bir çay bahçesinde olacaktın tüm haşmetinle

Kimi okey taşı, kimi demli bir çayın

Neşesine neşene katarken

Aşağıdan yukarı seyre dalacaktı

Gazetesini okumaya ara veren bir yazarın

Şimdi bildim, şimdi bildim

Sendin ya sendin

Akarsular gibi berrak düşler kurduran

Bir an olsa bile diş ağrısını unutturup

Şükrettiren nice nice canlara

Ama boş ver be koca ağaç şimdi

Tüm bunları boş ver

Yok Osmanlı'yı da sana benzetirler, Bizansı da

Ne kadar sağlık ve bolluk yalanı varsa

Senin adınla anarlar bir bir bu zavallı kullar

Sende o kadar hile hurda olmaz

Elbette ki bilirim ben

O kadar tarih okumuş bir insanım şunun şurasında

Ama, ama böyle güçlü, bu kadar kudretlisin ya

Hele ulaş, ulaş, daha ötelere de ulaş

Bizim sözümüz pek geçmiyor bugünlerde

O ulular ulusu Yaradana

İşsizlere iş, açlara aş, kimsesizlere bir can yoldaş ol sen

Ne olur ulu ağaç, köklü ağaç, bahtiyar ağaç

Sağlam ve hiçbir evladını üzmeyen

Bir devlet gibisin vallahi, ne yalan söylemeli

Dualarımızı, dileklerimizi, temannalarımızı

İlet de bilsin, o tüm yıldızları var eden

Anlat ki görsün bu zavallı biçareleri

İnsaf buyursun, ihsan buyursun biraz

Çok melül, mahzun olduk bu zaman

 

Ayhan Aydın

8 Kasım 2021

Gülhane Parkı

 

Kategori: Şiir Denemelerim

Erenler Ocağı Hakk Meydanıdır

Pazartesi, 01 Kasım 2021 20:08 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 663

Erenlerin Ocağı Hakk Meydanıdır

 

Gönül sıdk ile katıl ulu kervana

Erenlerin ocağı Hakk meydanıdır

Özünü yokla da öyle gir bu nara

Arınıp da paklanma er meydanıdır

 

Gerçekler muhabbet eylerler öz candan

Geçerler elbet kinden, benlik ve govdan

Adem'i bir görürler bir nurdan, kandan

Zikr edip coşan mazlumlar dergahıdır

 

Gezersin tüm âlemi bir zaman bezgin

Olursun çok pişman her daim pek şaşkın

Karanlıklarda kalma sakın ha düşkün

Gönüllerin bir olup bul divanıdır

 

Dilleri de bal, inci, mercan söyleşir

Cemali nurlu ayrılıklar birleşir

Doğrudur eller gerçek dosta ulaşır

Sinede açan tüm varlık âlemidir

 

Nice vakitler hayaliyle yanarsın

Kimileyin güler de kimi ağlarsın

Gerçek yar olan gelip yaram bağlasın

Umudun boy verdiği aşk harmanıdır

 

Cevheri ayırasın ham ile hası

Bulasın ol gül güzlü pir denen zatı

Eresin birlik denen insanlık vasfı

Doğru yoldan ayrılma Mansur Dar'ı'dır

 

Ayhan Aydın

31 Ekim 2021

 

Kategori: Şiir Denemelerim

Ali Büyükşahin Dede'ye şiir...

Pazartesi, 01 Kasım 2021 20:05 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 653

Çok sevdiğim Ali Büyükşahin Dede'ye şiir...

 

Ben bir gülistan içinde zara tutuştum

Gül ağlar, bağ ağlar, bağda bülbüller ağlar

Bir ehli kâmil yol önderini kaybettim

Tanıyan bilenler cümle aşıkan ağlar

 

Her çağda da bulunmaz kolayınan gelmez

Kucaklamıştır herkesi bir ayrım bilmez

Benliğini aşmıştır ayrı gayrı görmez

Özü turap olmuş gittiği yollar ağlar

 

Gönüller bahçesinde canları derleyen

Suriye'de bir mürşit olarak söylenen

Gerçek yol oğlu olup cemleri birleyen

Sazlar dertli dertli çalıp sevenler ağlar

 

Cevheri'yim der ki gel de helâlleşelim

Gel şöyle sevgili pirim cemalleşelim

Sana daha tam doyamadık söyleşelim

Meydanda meleyen koç kurbanların ağlar

 

Ayhan Aydın

28 Eylül 2021

 

Gidelim buradan yollar aşıp gidelim

Gözelerden sular kurumadan içelim

Varalım da bir dost cemali görelim

Gönül bahçesinden güller derelim

 

Bahçıvanlar zar ağlar bülbüller elinden

Dil yarası geçmez sevenlerin gönlünden

Ayrılık çok yaman olur dağlar başından

Gönül bahçesinden güller derelim

 

Çerağları yanan dergâhına varalım

Bir mürşit postuna niyaz bent olalım

Muhabbetin bağında didarlar görelim

Gönül bahçesinden güller derelim

 

Ali Dedem ehl-i kamil yol önderimiz

Kolay bulunur mu böyle bir değerimiz

Nurları akar, ışık saçar bir bilgemiz

Gönül bahçesinden güller derelim

 

Sen bir Cevheri'sin söylersin her bir sözü

Kolay bulunur mu sandın sen bir özü

Dökme her yerde sakın yürekteki közü

Gönül bahçesinden güller derelim

 

Ayhan Aydın

28 Eylül 2021

İstanbul

 

Kategori: Şiir Denemelerim

Kimi Güler Kimi Ağlar Bir Zaman

Cuma, 29 Ekim 2021 19:21 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 666

Kimi Güler Kimi Ağlar Bir Zaman

 

Bir kimsesizlik hissi var havada

Kediler büzüşmüş

Dar vakitlerde ışıksız sokaklarda

Kaplumbağlar yok hükmündedir şimdi

Ovalarda, çalı diplerinde

Üşümüş tüm gölgeler

Titrer durur camlar biteviye

Hani bir yaşlı teyze vardı

Geçince köşe başını

İri bir söğüt misali

Salkım saçak güneşe verirdi kızıl saçlarını

Kahkahaları boğardı tüm sessizlikleri

Selam versen bağrına basardı seni

Gitmiş artık o da

Göçmen kuşların ardından

Çok uzaklara

Tenhalaştı şehirler

Yalnızlaştı insanlık

Paylaşılmadıkça sevgiler

Çok soğudu suratlar, kaldırımlar

 

Ayhan Aydın

27 Ekim 2021

Kadıköy

 

Kategori: Şiir Denemelerim

Diğer Makaleler...

  1. DUTLUK DERESİ DERİN ÖYKÜLER
  2. SOKAKLARDA
  3. Alevi - Bektaşi Toplumunun Üstüne Çöken Çıkarcı Otokrat Zihniyet...
  4. SİNAN BOZTEPE'YLE DURUŞMA GÜNÜ
  5. Seni Gidi Barut Fıçısı
  6. SİS DAĞLARI
  7. GELEN LOKMAYI KEMLEYİP BİR YANA ATAN
  8. ALİ İHSAN METE DEDE (BABA - SEYYİD ALİ SULTAN) İLE SÖYLEŞİ
  9. GÖNÜLDEN GÖNÜLE SOHBETLER; SEYYİD ALİ SULTAN YAŞIYOR
  10. ŞİMDİ BURDAN GÖÇÜP GİTMENİN ZAMANI DEĞİL

Sayfa 27 / 92

BaşlangıçÖnceki22232425262728293031SonrakiSon

Ayhan AYDIN İnternet Sitesi  erenler@ayhanaydin.info E POSTA

İLKEZGİ SANATEVİ SİTE VE TEMA TASARIMI MUSTAFA KARAÇİFTCİ 0542 559 11 80.