• Ana Sayfa
  • Ayhan Aydın
    • Özgeçmiş
    • KENDİMLE İLGİLİ KISA BİR DEĞERLENDİRME
    • Ayhan Aydın Arşiv Listesi
    • ŞAHKULU SULTAN DERGAHI GÖRSEL ARŞİVİ
    • Hakkındaki Yazılar
    • Hakkındaki Şiirler
    • Hakkındaki Haberler
  • Şiran
  • Söyleşiler
    • Dedeler
    • Babalar
      • BABAGAN (BALIM SULTAN ERKANI) KOLU
      • ÇELEBİLER KOLU
      • SULTAN SÜCEATTİN VELİ OCAĞI (DERGAHI) KOLU
      • ALİ KOÇ KOLU
    • Ozanlar
    • Yazarlar
    • Aydınlar Gazeteciler
    • Bilim İnsanları (Akademisyenler)
    • Kanaat Önderleri
    • Kurum Temsilcileri
    • Sanatçılar
    • Hocalar Mürebiler
    • İzzettin Doğan
  • Gezi Notları
    • Anadolu
    • Avrupa
      • Batı Avrupa Gezi Notları
    • İran
    • Suriye
    • IRAK
  • Yazılar
    • Basındaki Yazılar
    • Denemelerim
    • Etkinlik Haber Yorum
    • Cem Vakfı Yazıları
    • Kitapların Dünyası
    • Şiir Denemelerim
  • Kültür Sanat
    • Kültür Dünyası Söyleşileri
    • KÜLTÜR SANAT YAZILARI
  • Ahmet Hezarfen
    • Ayhan Aydın Kitap Yazıları
    • Osmanlı Arşivinde Aleviler Bektaşiler
    • Diğer Çeviri Belgeleri
    • Yazıları- Anıları - Görüşleri
    • Ahmet Hezarfen'le İlgili Yazılar
    • Ahmet Hezarfen Balkanlar(Rumeli)
    • Dergahlar Türbeler
      • Balkanlar Rumeli
        • Bulgaristan
          • Otman Baba
          • Demir Baba
          • Akyazılı Sultan
          • Ali Koç Baba
          • Elmalı Baba
          • Hüseyin Baba
          • Dallı Ali Baba Türbesi
          • Yunus Abdal
          • Saçlı Koçlu Babalar
          • Alan Mahallede Ali Baba Türbesi
        • Makedonya
          • Sersem Ali (Harabali) Baba
          • Sarı Saltuk
          • Hıdır Baba
          • Cafer Baba
          • Üsküp Halveti Tekkesi
        • Yunanistan
          • Seyyid Ali (Kızıldeli) Sultan
          • Ece (İce) Sultan
          • Nefes Baba
          • Atatürkün Evi Selanik
      • İran
      • Suriye
      • Diğerleri
      • Anadolu
        • Hacı Bektaş
        • Sultan Sucaettin Veli
        • Abdal Musa
        • Kolu Açık Acim Sultan
        • Seyyit Garip Musa
        • Haydar Sultan
        • Diğer
      • İstanbul
        • Şahkulu Sultan
        • Kurucu Ahmet Sultan
        • Garip Dede Türbesi
        • Erikli Baba Türbesi
        • Nafi Baba (Şehitlik)
        • Karaağaç
        • Karyağdı
        • Duvar Baba
    • Semahlarımız
      • Rumeli Semahları
      • Anadolu Semahları
      • Sultan Sucaettin Veli Ocağı-Dergahı Semahları
    • Atatürk Fotoğrafları
    • Etkinlik Fotoğrafları
      • Türkiye
      • Balkanlar
      • Avrupa
      • Diğer
    • İnanç Önderleri
      • Dedeler
        • Fetfi Erdoğan Dede
        • Aşık Ali Metin Dede
        • Hüsamettin Aydın (Seyyid)
        • Nevzat Demirtaş
        • Musa Küçük
        • Veli Akkol
        • Hüseyin Orhan
        • Celal Arslan
        • Dedeler Diğerleri
      • Babalar
        • Hakkı Saygı
        • Abidin Harman
        • Mehmet Şilli
        • Reşat Bardi Dedebaba
        • Babalar Diğerleri
      • Zakirler
      • Çelebiler
      • Dervişler
    • Cemlerimiz
    • Yazarlar
      • Abidin Özgünay
      • Baki Öz
      • Cahit Tanyol
      • Mehmet Yaman Dede
      • Mehmet Yardımcı
      • Refik Engin
      • Şevki Koca
      • Ahmet Hezarfen
      • Yazarlar Diğer
    • Ozanlar
      • Adil Ali Atalay (Vaktidolu)
      • Ahmet Akar
      • Ali Ekber Çiçek
      • Aşık Durmuş Günel
      • Aşık Veysel
      • Hüseyin Çırakman
      • Hasan Papur
      • Hüseyin Yorulmaz (Seyfili)
      • Aşık İhsani
      • Mahzuni Şerif
      • Muharrem Yazıcıoğlu
      • Murtaza Şirin
      • Müslüm Sümbül
      • Telli Suna Gölpek
      • Ozanlar Diğerleri
      • Ozanlarla İlgili Simgeler
    • Gümüşhane-Şiran (Kırıntı-Yeniköy
      • Yeniköy (2010) Sayı Sayma Oyunu
      • Yeniköy Kış - Güssün Aydın Cenaze 2000
      • Kırıntı Yeniköy Düğün 2003
      • Kırıntı Yeniköy
    • Ayhan Aydın
      • Hısım Akrabalarım-Arkadaşlarım
      • Cem Tv Proğramlarım
      • Ayhan Aydın Resimleri
      • Ayhan Aydın'ın İstanbulu
      • Ayhan Aydının Manzaraları Şehirleri
  • Önemsediklerim
  • Konuk Yazarlar
  • Site Haritası
  • Balkanlar (Rumeli)

Balkanlar'daki Oyunlar ve Yunanistan'daki Son Durum

Pazar, 16 Temmuz 2017 15:04 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 1673

BALKANLAR’DA

ALEVİLER- BEKTAŞİLER ÜZERİNDE OYNANAN OYUNLAR ve YUNANİSTAN’DAKİ SON GELİŞMELER

Ayhan Aydın

15 Temmuz 2017, Cumartesi

 

Bugün telefonla konuştuğum Yunanistan’daki Seyyid Ali Sultan Dergâhı Koruma Heyeti Başkanı Ahmet Karahüseyin benim aracılığımla tüm Türkiye’deki ve dünyadaki dostlara açık mesaj vererek: “mutlaka bizim yanımızda olun, 4 Ağustosta yapacağımız  Seçek Kültür Etkinliklerine buyurun gelin, sizleri ağırlamak, yanımızda hissetmek istiyoruz, bizi yalnız bırakmayın, inancımız yok sayanlara karşı Seyyid Ali Sultan aşkına hep beraber yolumuza sahip çıkalım” dedi.

Bütün Balkanlar’daki (Rumeli) en önemli Alevi Bektaşi inanç merkezlerinden birisi olan Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli) Ocağı (Dergâhı) yüzyıllar boyunca ismini ve etkisini her zaman var etmiş, Aleviliğin-Bektaşiliğin temel sembol yapı taşlarından birisidir.

1354’lü yıllardan bugüne Rumeli Eren ve Evliyalarının, ozanların ve dede- baba, tüm inanç önderlerinin gönüllerinde silinmez bir şekilde yer eden Seyyid Ali Sultan Dergâhı, tarihler boyunca üzerindeki her türlü sorunu, baskıyı, oyunu atlatmış bugünlere gelmiş, bu büyük inanç ve kültürü yaşatabilmiştir.

Bugün de bir avuç namuslu, yürekli, inançlı, vefalı Alevi – Bektaşi önderinin öncülüğünde, Yunanistan’da 15-20 köyde varlığını sürdüren Alevi Bektaşi topluluğu “varlık- yokluk” göstergesi olarak bu ulu dergâhın kapılarını açık tutmaya çalışmaktadır.

Türk Devletinin, gerçekleri inkâr eden, Atatürkçü Cumhuriyetin temellerine dinamit koyan gerici zihniyetlerin devamı olan bugünkü iktidarı,  adım adım, planlı- programlı tertipleriyle bu sefer de tüm Balkanlar’daki, bu arada Yunanistan’daki Alevi Bektaşi varlığı asimilasyonla yok etmek istemektedir.  

Taa Muaviye’den bu yana, Tayyip Erdoğan’a kadar, dini kendilerine kalkan yapan, dini değerleri siyasete alet eden bir zihniyet Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerine karanlık bir bulut gibi çökmüş, onun hem iç hem dış politikasını belirler olmuştur.

Diyanet İşleri Teşkilatı, Hanefi (Sünni) İslam İnancı’nın misyonerliğini yapan, Anadolu’ya ve Balkanlar’a özgü “Hoşgörülü İslam Anlayışı”nı yok edip, Arap – Vahabi anlayışını hâkim kılınması için elinden gelini yapmıştır – yapmaktadır.

Türkiye’de Alevi Bektaşi varlığını inkâr eden Diyanet İşleri Teşkilatı, kendi varlığının tartışılır olacağından korkuyor olacak ki, Türkiye’nin cumhurbaşkanı, başbakanı, bakanlarına neredeyse talimatlar vererek, siyaseti yönlendirip,  bu konuda, kendi söylediklerini dayatma konusunda birçok örnek tutum sergilemiştir. Bir keresinde “Cemevleri Bizim Kırmızı Çizgimizdir” diyerek, cemevi gerçeğini inkâr edip,  konuyla ilgili “bilirkişi” yerine koyulduğu tüm mahkeme kararlarında her zaman Aleviliği, Alevi değerlerini, cemi, dedeyi, cemevini inkâr eden, yok sayan, tehlike gibi gösteren kararlara imza atmıştır.

Türk Dış İşleri Başkanlığı’na bağlı olarak çalışan TİKA isimli devletin resmi kuruluşu, Balkanlar ve başka ülkelerde Türk kültür unsurları için, bazı güzel çalışmalara imza atsa da, Diyanet İşleri Teşkilatı’yla da işbirliği içinde, zaman zaman onunla yarışır bir vaziyette yurt dışı Türk topluluklarının inanç ve kültür dünyalarını etkileyen, yönlendiren, biçimlendiren bir takım çabalar içine girmiştir.

Balkanlar’da ise TİKA daha başka misyonlar üstlenmiş, değil Türkiye Cumhuriyeti’nin AKP’nin ve Diyanet İşleri Teşkilatı’nın programları çerçevesinde özellikle de Alevi Bektaşi varlığına el atmış, Türkiye ve Avrupa’da Alevi Bektaşi kurum ve kuruluşlarının görüşlerini hiçe sayarak “Hanefi Sünni –AKP Programı – Diyanet” ekseninde Alevi Bektaşi inanç merkezlerinin yapısına müdahale ederek birtakım çalışmalar yapmıştır ve buna devam etmektedir.

Balkanlar’da Romanya’dan başlayarak bu çabalarla Sarı Saltuk üzerinden, Alevi Bektaşi kimliğini “Sünni – Türk”  temelli olmak üzere yeniden inşa etme gayretleri büyük bir hızla devam etmektedir.

Bir uzun yazının konusu olmak üzere; Balkanlar’da bugün, AKP eliyle Diyanet İşleri Teşkilatı’nın da, TİKA’nın desteğiyle, Alevi Bektaşi varlığı geleneksel yapısından koparılıp, yaklaşık 700 yıllık geçmişi inkâr edilip yok sayılarak, sistemli bir şekilde içi boşaltılıp, Sünni – Hanefi ekseninde eritilmiş bir yapı oluşturulmaktadır. 

Türkiye’den kimi ilahiyatçı, akademisyen, yazar tayfasının da şu veya bu şekilde destek verdiği, şekillendirdiği bu tertip sonuçlar vermeye başlamıştır. En son hazırlanan “Sarı Saltuk” kitaplarında Sarı Saltuk “namazında – orucunda” bir “Sünni Türk Büyüğü” şeklinde lanse edilmiştir.

Bu tertip tüm hızıyla Arnavutluk, Kosova, Makedonya, Bosna – Hersek’de de devam etmektedir.

 

Devamını oku: Balkanlar'daki Oyunlar ve Yunanistan'daki Son Durum

Kategori: Etkinlik Haber Yorum

GÜNÜMÜZ ALEVİ - BEKTAŞİ KURUMLARININ ÇIKMAZLARI VE YÖNETİCİLERİNİN BAZI AÇMAZLARI

Salı, 20 Haziran 2017 07:07 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 1550

GÜNÜMÜZ ALEVİ - BEKTAŞİ KURUMLARININ

ÇIKMAZLARI VE YÖNETİCİLERİNİN BAZI AÇMAZLARI

 Ayhan Aydın

Araştırmacı Yazar

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

Türkiye’de profesyonel olarak ve bir istisna olmak üzere bünyelerinde yirmi yıldan uzun bir süre çalıştığım Alevi Bektaşi kurum ve kuruluşlarıyla ilgili, yazarlığımın verileriyle oluşmuş, içerden bu kurumlara bir bakış denemesi, sorunları dile getirme amacı taşıyan bu bildiri metni tümüyle kişisel gözlem ve eleştirilemden oluşan bir yazıdır. Somut çözümler ve analizler içermeyen, Avrupa ve diğer ülkeleri kapsamayan yazımda Balkanlar’da yaşayan Alevi Bektaşi dünyasına ve yaşanan sorunlara da kısmen değinilmiştir.

 

Anahtar Sözcükler: dernek, vakıf, kurum, cemevleri, Alevi, Bektaşi, Balkanlar, dedeler, babalar, gençler, ocak, tekke, dergâh, akademisyenler, Hacı Bektaş

Bir inanç ve kültür bütünlüğü olan Alevilik ve ona bağlı olarak özellikle Balkanlar’da kurumsallaşmış bir tarikat (yol) sistemi olan Bektaşilik; doğal bütünlüğü ile bugüne kadar kendi içinde cem, Müsahiplik, ocak, dergâh, tekke, dede, baba, gibi yapılarla iç örgütlenmesini zaten yüzyıllar öncesinde kurmuş bir inanç temelli öğreti, kültürel yapıdır.

Aleviliğin Bektaşiliğin inanç önderleri olan dede ve babaların sayesinde bu inançtan insanlar; bizatihi onların kendi evlerinden başlamak üzere sık sık bir araya gelen; başta ocak ve tekkelerde, dergâhlardaki birliktelikleriyle ortak karar alma, uygulama ve buralarda buluşmaları konusunda zaten büyük bir tecrübeye sahiptirler. Anadolu’da cemevi olarak da isimlendirilen, ismi böyle bilinen en eski “ilk cemevi” zaten 750 yıl önceye dayanan Malatya Arapkir Onar Köyü’ndeki Onar Baba Cemevi halen ayaktadır ve hizmet vermektedir. Daha Hacı Bektaş Veli’nin yaşamında yapısal olarak var olmaya başlayan yani 700 yıl öncesine dayanan Nevşehir Hacı Bektaş İlçesi’ndeki Hacı Bektaş Tekkesi gibi binlerce örnekle sabit olduğu gibi Alevilerin ve Bektaşilerin başta Anadolu ve Balkanlar olmak üzere yayıldıkları tüm coğrafyalarda inanç ve ibadet kurumları, mevcuttu ve halen de bu tarihi yapılar ayaktadır.

Yüzyıllar boyunca her türlü zorluğa, baskıya rağmen inanç-ibadet- kültür yapılarını muhafaza edip kırsalda yaşatan Aleviler – Bektaşiler; Şehirleşme (kentleşme) sürecinde; uzun tarihsel ve sosyolojik gelişmeler sonucunda hem yaşamlarında, hem de buna bağlı olarak mekân-kişi- kurum yapılarında büyük bir değişim ve dönüşüm geçirmişlerdir.

Şekil olarak yine Cumhuriyet döneminde de birçok dernek kuran hatta bir zaman partileşen Alevilerin Bektaşilerin son otuz yıllık örgütlenme mücadelesi başlı başına yakın dönem tarihine örnek bir yeniden yapılanma öyküsünü barındırır.

Tümüyle otuz yılını çok yakından gözlemlediğim, Türkiye’de bir ilk olmak üzere yirmi yıla yakın bir süre profesyonel olarak da çalıştığım, içinde bulunduğum ve tüm yaşadıklarımdan yola çıkarak, gözlemlerimde objektifliği korumaya çalışan bir gazeteci ve araştırmacı olarak bu kurumlarla ilgili bazı hususları belirtmek zamanın geldiğine kanaat getirdim.

Her toplumsal kesim, inanç temelli kültürel gurupta mevcut olduğu gibi ve uzun tarihsel, sosyolojik nedenlerle, farklı coğrafyaların, farklı kültürlerin etkisiyle yöresellikle beslenen gelenek farklılıkları gibi sayısız nedenlerin de katkısıyla; Alevilerin Bektaşilerin de tek tip, homojen bir yapıda olmamaları kurumsallaşmada da bazı problemleri beraberinde getirmiştir. Aleviliği-Bektaşiliği yorumlama, Alevilik Bektaşilik konusunda sorunların çözümünde izlenen yol ve yöntemler, devlet ve siyasi sistemlere bakış gibi konularda, Alevilik Bektaşilik konusunda son otuz yılda kurulan kurum ve kuruluşların aralarında ciddi görüş ayrılıklarının olduğunu söylemek gerekmektedir. Bu bir ölçüde doğal karşılansa bile, Alevilik Bektaşilik’le ilgili her manada işleri güçleştiren bir faktördür.

Farklı isimlerle, farklı coğrafyalarda, çok doğal olarak farklı sosyal-ekonomik-siyasi yapı ve görüşler içinde olsalar da, büyük oranda birçok konuda birbirine benzeşen geniş Alevi Bektaşi kesimlerin ortak taleplerinden birisinin de; hiç durmaksızın, neden tüm Alevi Bektaşi dernekleri, vakıfları, cemevleri bir araya gelmiyorlar, sorusuyla açığa çıktığı gibi, çok parçalılıktan kurtulma özleminin olduğunu söylemeliyiz. 

Bir diğer önemli husus ise; son otuz yılda yapılan veya başka binalar düzenlenerek oluşturulan yaklaşık iki bin cemevinin büyük güçlükler aşılarak yapılmasına rağmen ihtiyaçlara yanıt veremedikleri, beklentileri karşılayamadıkları, aralarında bir bütünlük, eşgüdüm olmadığı yönündeki eleştirilerdir.

Bir hak gaspının önlenmesi, “din ve vicdan hürriyeti”, inanç özgürlüğü, Türkiye’de ve dünyada yaşanan hızlı değişmelerle birlikte Sünni kuşatma altında kentlerde kendi kimliğini duyurma, devletin tek yanlı tutumu ve bazı açık Sünni görüşü benimseyen mezhepçi yaklaşımlarına karşı, yalnızlıklarından kurtulmak ve özgür bireyler olduklarını yani bir ölçü de artık bu ülkede kendilerinin de var olduklarını haykırma ve “atalarından aldıklarını” yaşatma konusunda kararlılığın bir simgesine dönüşen ve sayılarının 600 olduğu söylenen, Alevi Bektaşi kurumlarının ve bunlarla bir bütün olan yaklaşık 2000 mevcuduyla, cemevlerinin halkın beklentilerine yanıt veremedikleri görülmektedir.

Peki, neden Alevi Bektaşi kurumları ve bu kurumların başında bulunanlar halkın taleplerinin yerine getiremiyor ve asıl işlevlerini yapamıyorlar? Bununla ilgili görüş, düşence ve gözlemlerimi şimdi paylaşmak istiyorum…

Devamını oku: GÜNÜMÜZ ALEVİ - BEKTAŞİ KURUMLARININ  ÇIKMAZLARI VE YÖNETİCİLERİNİN BAZI AÇMAZLARI

Kategori: DENEMELERİM

PROF. DR. ALİ YAMAN'LA SÖYLEŞİ

Pazartesi, 19 Haziran 2017 09:14 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 1800

PROF. DR. ALİ YAMAN

 (İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ

İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ)

Aynı zamanda; toplumumuzun gül yüzlü simalarından, Aleviliğin son kırk yılında önemli emekleri ve hizmetleri olan, bir dede olmasının ötesinde bir kanaat önderi olarak, bir yazar olarak gönüllerde taht kuran çok sevgili Mehmet Yaman Dedemizin de oğlu Ali Yaman.

İlk gençlik yıllarından itibaren Alevilik çalışmaları içinde olan Ali Yaman, akademik kariyerinde geçtiğimiz yıllarda profesör olmuştur. Kendisini canı gönülden kutluyor, tebrik ediyoruz.

Akademisyenlerle Söyleşiler çalışmamızın içinde bir eksikliğimizi daha gidererek, Prof. Dr. Ali Yaman’ın görüş ve düşüncelerini derlemeye çalışacağız.

Bu konudaki en büyük handikabımız ise; Prof. Dr. Ali Yaman’la konuşacak çok şeyimiz olmasıdır. Kendisiyle aslında birçok konuda, birçok söyleşi yapmamız gerekiyor.

Ben ise bu söyleşide biraz da eleştirisel bir yaklaşım tarzıyla, Alevilik Nedir, Alevilik’le ilgili neler yapıldı? Demenin ötesinde bizler neler yapamadık, aslında neler yapmalıydık? Sorularının yanıtını almak istiyorum.

Şimdiden bin muhabbetlerimle…

 AYHAN AYDIN

Devlet ve Alevi Kurumları Neleri Yapamadılar?

Çok sevgili Hocam; Sizin de Alevilik’le ilgili çalışmalarda yapılmayanları – yapılamayanları dile getirip bu konuda çeşitli eleştirileri sık sık dile getirdiğinizi çok iyi biliyorum.

Bunu iki başlık altında özetleyebilir- yanıtlayabilirsiniz: Alevilerin, Alevi kimliklerinden dolayı uğradıkları haksızlıkların ortadan kaldırılması, haklarını elde etmeleri konusunda,

Şimdi öncelikle teşekkür ediyorum bu güzel söyleşiler dizisi için. Bu tabii ki çok kapsamlı bir konu fakat burada ana hatlarıyla yanıtlamaya çalışacağım.

Şimdi Alevilik meselesi dediğimizde yüzyıllara dayanan bir meseleden bahsediyoruz. Geçmişten bugüne Alevi kimliğinin bir sorun olarak görülmesinin arkasında nasıl bir tarihsel arka plan bulunmaktadır, bunun doğru bir şekilde anlaşılması büyük önem arz etmektedir.  İfade etmek gerekir ki, farklı şekiller altında da olsa Selçuklu’dan Osmanlı’ya oradan da Cumhuriyet dönemine uzanan ve yüzyıllara dayanan bir Sünni mezhepçi İslam anlayışının varlığından söz edebiliriz.

Genel olarak söyleyebiliriz ki Sünni İslam’ı benimseyen bu siyasi yapılar, din eğitimi ve din hizmetlerinden başta olmak üzere, din-devlet ve devlet-toplum ilişkilerini mezhepçi bir anlayış üzerine oturtmuşlar, bunun dışında kalan ve Anadolu, Balkanlar ve çevresi bölgelerde büyük kitlelerden oluşan Alevilere yönelik de baskıcı, dışlayıcı politikalar uygulamışlardır. Yüzyılların alışkanlığı ve gelenekselleşmiş din politikaları “laiklik” adı altında bile Cumhuriyet döneminde sürdürülmüş, dini alan bütünüyle Sünnilik üzerinden örgütlenmeye çalışıldığı gibi, Sünni ilahiyat eğitimi almış sünni öğretmenlerin yürüttüğü müfredatı Sünnilik esasına dayalı zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri, Alevi köylerine yaptırılan camiler, 1990’lardan itibaren kentlerde sayıları giderek artan Cem evlerine yasal bir statü tanınmaması ve Sünniliğe dayalı örgütlenmesiyle Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütün yurttaşların da vergileriyle finanse edilmesi gibi Alevi kimliğinin inkârını öngören bir devletçi Sünni anlayış yürütülmüştür. 

Aleviliğe yönelik dışlayıcı siyasetin kullandığı iki temel argüman bulunmaktadır ki, bunları siyasi ve dini gerekçeler olarak genelleyebiliriz. Siyasi gerekçe Babai Ayaklanması’ndan,  Şeyh Bedreddin Olayına, Osmanlı-Safevi zıtlaşmasına, Sağ-sol kutuplaşmasında solcu kimliğe kadar Aleviliğin muhalif karakteri, iktidarlar tarafından bu dışlayıcılıkta her daim kullanılan en önemli argümanlardandır. Örneğin Osmanlı’nın kurucuları, ağırlıklı olarak Türkmenler olmalarına karşın, Osmanlı-Safevi çatışmasında Acem İran’ı destekleyen düşmanlar (Kızılbaşlar?) olarak siyasi/dini fetvalarla ötekileştirilirken, Sağ-sol olayları sırasında da komünistler olarak damgalanmışlardır.  Dini gerekçe ise Alevilerin inanç ve geleneklerinin sapkınlaştırılması ve şeytanlaştırılması üzerine kurulmuştur. Şia ve Sünni anlayış arasında, karşılıklı suçlamalarla da bezenen mezhepçi mücadelenin faturası bir şekilde Alevilere kesilmiştir. Aleviler yüzyıllara dayanan psikolojik mücadele yöntemlerinin de devreye sokulduğu iftiralara maruz bırakılmışlardır. Bunun en belirgin ifadesi olarak din adamlarının fetvalarına dayanan mumsöndü iftiraları verilebilir. Böylece inançları anlamında da Aleviler ötekileştirilmiş, gizlenmeye veya asimilasyona mecbur bırakılmışlardır. Bu yapılırken de dini anlamda meşrulaştırmak için din adamlarının fetvaları ve söylemleri ile Sünni halk Alevi toplumuna karşı yanlış bilgilendirilmişlerdir.

Devamını oku: PROF. DR. ALİ YAMAN'LA SÖYLEŞİ

Kategori: Bilim İnsanları (Akademisyenler)

Şahkulu ALEVİ BİLGİ MERKEZİ AÇILIYOR

Cumartesi, 03 Haziran 2017 10:38 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 1329

Şahkulu ALEVİ BİLGİ MERKEZİ

15 Haziran Perşembe günü açılıyor!

10 binin üzerinde kitabı, on binlerce fotoğrafı, iki bine yakın görseli kapsayan kayıt, taranmış yüzlerce tarihi belge bulunan Şahkulu ALEVİ BİLGİ MERKEZİ 15 Haziran Perşembe günü saat 13:00’de, 2. Alevi Kitap Fuarı ile birlikte açılıyor.

Şahkulu Alevi Bilgi Merkezi’nin kuruluş amacı ve uygulamaları şöyledir:

Şahkulu Alevi Bilgi Merkezi, Alevi inancı ve kültürü ile ilgili her türlü bilgi, belge ve kaynakları derleyerek kapsamlı bir araştırma ve üretim ortamı yaratmayı amaçlayan, “ihtisas alanı Alevilik” olan bilgi ve belge merkezidir.

Şahkulu Alevi Bilgi Merkezi, bilimsel metotların öncülüğünde Alevilikle ilgili toplumsal ve kültürel bir bellek oluşturarak “Alevi İnanç ve Kültür Mirası”nı geleceğe aktararak toplumsal fayda üretmeyi hedefler.

Şahkulu Alevi Bilgi Merkezi, Alevilik ve Aleviler hakkında üretilmiş kitapları, tezleri, raporları, sempozyum ve çalıştay kitaplarını, kitap dışı belgeleri ve süreli yayınları, dijital ortamda üretilen e-kitap, e-dergi makaleleri, ses kayıtlarını, müzik kayıtlarını, filmleri, belgeselleri, DVD’leri, afişleri, posterleri, haritaları bağış ve satın alma yoluyla koleksiyonuna katar.

Koleksiyon kütüphanecilik biliminin uluslararası standartlarına bağlı kalarak uzman kütüphaneciler tarafından işlem görerek sınıflanır.

Koleksiyondaki materyalleri profesyonel kütüphane otomasyon programı aracılığı ile internet üzerinden araştırmacıların bibliyografik taramasına sunar.

Alevilikle ilgili yayın yapan yayınevleri, STK’lar, kamu kurumları ve akademik kurumlarla, kütüphane, arşiv, bilgi belge merkezleri ve bireysel koleksiyoncularla işbirliği ve paydaşlık yapar.

Kütüphanecilik, Arşivcilik, İlahiyat, Tarih, Sosyoloji, Edebiyat, Dilbilim, Siyaset Bilim, Teoloji, Felsefe vb. disiplinlerle iç içe işbirliği halinde yakın çalışır.

Fikri mülkiyet, telif hakları ve bilgi bilim etiğine bağlı kalarak gerekli yasal izinleri alınan ve yayınlanma serbestliği olan basılı ve görsel malzemeyi derleyerek elektronik ortamda “Açık Erişim” olarak hizmete sunar.

Kütüphane koleksiyonu ödünç verilmez.

Akademik kütüphaneler arasında uygulanan kaynak paylaşımı kütüphaneler arası ödünç alma-verme (ILL Sistemi ile), ilgili kurumlarla özel protokoller yaparak kaynak paylaşımı yapılabilir.

Şahkulu Alevi Bilgi Merkezi; araştırmacı, gazeteci, akademisyen, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin kullanımına açıktır.

Şahkulu Alevi Bilgi ve Belge Merkezi haftanın her günü 10:00 – 18:00 arası açık olacaktır.

 

Geniş bilgi için:
(0216) 368 55 25 veya 05322418774
Adres: Merdivenköy Mah. Ayışığı Sokak. No: 7 Kadıköy / İstanbul
www.sahkulu.org
E-Mail: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. ve Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
facebook.com/SahkuluSultan

 

Kategori: Etkinlik Haber Yorum

Şahkulu 2. Alevi Kitap Fuarı

Cuma, 02 Haziran 2017 23:25 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 1386

2. ALEVİ KİTAP FUARI SÖYLEŞİ PROGRAMI!

15 Haziran Perşembe, 13:00, Açılış 
15 Haziran Perşembe,14:00, Söyleşi-Dinleti, Dertli Divani 
15 Haziran Perşembe,14:40, Söyleşi-İmza, Prof. Ali Yaman, Alevlik ve Kızılbaşlık Tarihi
15 Haziran Perşembe,15:20, Söyleşi-İmza, Doç. Dr. Şükrü Arslan, Sosyolojik Açıdan Alevi Gerçeği
15 Haziran Perşembe,16:00, Söyleşi-İmza, Nurdan Arca, Şeyh Bedrettin: Uzun İnce Bir Yolda
15 Haziran Perşembe,16:40, Söyleşi-İmza, Esat Korkmaz, Alevilikte Ölümsüzlük Felsefesi
15 Haziran Perşembe,17:20, Söyleşi-İmza, Gülağ Öz, Alevilerin Anadoluya Gelişi ve Süreç
15 Haziran Perşembe,18:00, Söyleşi-İmza, Adil Ali Atalay, Okumanın Erdemi
15 Haziran Perşembe,18:40, Söyleşi-İmza, Hamza Aksüt, Belgelerle Pir Sultan
15 Haziran Perşembe,19:30, Panel, Aleviler, sorunlar ve çözümler: Cemal Coşkun (Yöneten), Lütfi Kaleli, Yavuz Top, Aynur Haşhaş
*


16 Haziran Cuma, 12:00, Söyleşi-İmza, Şah Hüseyin Şahi, Kerbela
16 Haziran Cuma, 12:40, Söyleşi-İmza, Veysel Kaymak, Aşık Veysel 
16 Haziran Cuma, 13:20, Söyleşi-İmza, Ali Aksüt Her Yönüyle, Tahtacılar
16 Haziran Cuma, 14:00, Söyleşi-İmza, Ahmet Koçak, Aleviler ve Yayın Dünyası
16 Haziran Cuma, 14:40, Söyleşi-İmza, Aydın Tonga, Muaviye ve İslam
16 Haziran Cuma, 15:20, Söyleşi-İmza, İhsan Eliaçık, Sosyal İslam, Oruç ve Direniş
16 Haziran Cuma, 16:00, Söyleşi-İmza, Yrd. Doç.Mehmet Ersal, Bilim mi, Don Biçmek mi? Alevilik Araştırmaları Üzerine Bir Değerlendirme
16 Haziran Cuma, 16:40, Söyleşi-İmza, Süleyman Zaman, Aleviliğin Düşünsel Boyutu
16 Haziran Cuma, 17:20, Söyleşi-İmza, Rıza Oylum, Romanlarda (Edebiyatta)Şah İsmail Nasıl Yer Alıyor?
16 Haziran Cuma, 18:00, Söyleşi-İmza, Ali Kaya, Dersim Tarihi ve Aleviler
*
17 Haziran Cumartesi, 12:00, Söyleşi-İmza, Ali Aktaş, Anadolu'da Alevi Toplulukları
17 Haziran Cumartesi, 12:40, Söyleşi-İmza, Mahir Polat, Alevi Ritüelleri Değerlendirmesi
17 Haziran Cumartesi, 13:20, Söyleşi-İmza, Nezahat-Kazım Gündoğdu, Dersim Tertelesi ve Kayıp Kızları
17 Haziran Cumartesi, 14:20, Söyleşi-İmza, Mustafa Cemil Kılıç, Sorularla Alevilik
17 Haziran Cumartesi, 15:00, Söyleşi-İmza, Rıza Zelyut, Atatürk ve Dergahların Kapatılması
17 Haziran Cumartesi, 15:40, Söyleşi-İmza, Doç. Fahri Maden, Girit Bektaşileri
17 Haziran Cumartesi, 16:20, Söyleşi-İmza, Necdet Saraç, Yavuz'un Aklı ve İdris-i Bitlisi
17 Haziran Cumartesi, 17:00, Söyleşi-İmza, Piri Er, Anadolu Aleviliğinde Ocak Sistemi
17 Haziran Cumartesi, 17:40, Söyleşi-İmza, Dursun Gümüşoğlu, Bektaşilik
*
18 Haziran Pazar, 12:00, Söyleşi, Mehmet Çamur, Şahkulu'nda Dün ve Bugün
18 Haziran Pazar,12:40, Söyleşi-İmza, Murtaza Demir, Ateş-i aşk, Sivas Katliamının Gerçek Hikayesi
18 Haziran Pazar,13:20, İmza, Sabahat Akkiraz 
18 Haziran Pazar, 14:00, Söyleşi-İmza, Miyase İlknur, Alevilik Bektaşilik Mizah
18 Haziran Pazar, 14:40, Söyleşi-İmza, Yücel Top, Alevilik Bektaşilik Mizah
18 Haziran Pazar, 15:20, Söyleşi-İmza, Kemal Bülbül, Halac-ı Mansur
18 Haziran Pazar,16:00, Söyleşi-İmza, Dr. Bülent Akın, Şah İsmail'in Anayurdu Diyarbakır
18 Haziran Pazar,16:40, Söyleşi-İmza, Erdoğan Aydın, Kimlik Mücadelesinde Alevilik
18 Haziran Pazar,17:20, Söyleşi-İmza, Ulaş Özdemir, Kimlik, Ritüel, Müzik İcrası Bağlamında Zakirlik
18 Haziran Pazar,18:00, Söyleşi-İmza, Ayhan Aydın, Anadolu ve Rumeli'de Bektaşilik

* * *
Alevi Kitap Fuarı 15 Haziran’da açılıyor!
Geçtiğimiz yıl Türkiye’de ilk kez yapılan “Alevi Kitap Fuarı”nın ikincisi bu yıl 15 Haziran Perşembe günü saat 13:00’de kapılarını kitapseverlere açacak. Aynı gün 12 bin kitabın, yüzlerce görselin ve süreli yayının bulunduğu “Şahkulu Alevi Bilgi Merkezi” de Alevilik ve Bektaşilik ile ilgili olarak araştırma yapan, yapmak isteyen kişilere hizmet vermeye başlayacak.
15-18 Haziran tarihleri arasında dört gün sürecek ve her gün 11:00 ile 21:00 arası açık olacak olan ve “Alevilik ve Aleviler temalı” binlerce kitabın yer alacağı “Şahkulu 2. Alevi Kitap Fuarı” İstanbul Göztepe Merdivenköy’deki 700 yıllık Şahkulu Sultan Dergahı’nın 8 dönümlük bahçesinde yapılacak. Fuara 50’ye yakın yayınevinin yanı sıra, 40’ın üzerinde yazar ve araştırmacı da söyleşilerle katılacak. Birçok Alevi kurumunun da kendi yayınları yer alacağı fuarda, imza günleri, söyleşiler ve dinletiler yapılacak.
15 Haziran Perşembe günü saat 13:00’de Açılış Töreni ile kapılarını kitapseverlere açacak olan 2. Alevi Kitap Fuarı’nın açılış konuşmalarından birini 90 yaşına rağmen üretmeye ve Türkiye’nin aydınlanmasına katkı sunmaya devam eden yazar, gazeteci ve eski milletvekili Yusuf Ziya Bahadınlı yapacak.
Fuarda fotoğrafçı Vacit Arman’ın “Tekamül” adlı fotoğraf sergisi de yer alacak.
Fuara katılacak yazarlar, araştırmacılar, yayınevleri ve kuruluşlar şunlardır: 
YAZARLAR VE ARAŞTIRMACILAR
Adil Ali Atalay, Ahmet Koçak, Ali Aksüt, Ali Aktaş, Ali Kaya, Prof. Ali Yaman, Aydın Tonga, Ayhan Aydın, Aynur Haşhaş, Dr. Bülent Akın, Dertli Divani, Dursun Gümüşoğlu, Erdoğan Aydın, Esat Korkmaz, Doç. Fahri Maden, Gülağ Öz, Hamza Aksüt, İhsan Eliaçık, Kazım Gündoğan, Kemal Bülbül, Lütfi Kaleli, Mahir Polat, Mehmet Çamur, Yrd. Doç. Mehmet Ersal, Miyase İlknur, Mustafa Cemil Kılıç, Murtaza Demir, Necdet Saraç, Nezahat Gündoğan, Nurdan Arca, Piri Er, Rıza Oylum, Rıza Zelyut, Sabahat Akkiraz, Süleyman Zaman, Şah Hüseyin Şahin, Doç. Dr. Şükrü Arslan, Ulaş Özdemir, Veysel Kaymak, Yavuz Top, Yusuf Ziya Bahadınlı, Yücel Top
YAYINEVLERİ
4 Kapı 40 Makam, Alev, Alfa, Anahtar, Ardıç, Asi, Ayrıntı, Barış, Belge, Berfin, Can, Can (Ali Adil Atay), Cem, Cumhuriyet Kitap, Çerçeve, Çivi Yazıları, Demos, Der, Derin, Dersim Yayınları, Destek, Doğu Kütüphanesi, Everest, Evrensel, H, İletişim, İştirak, Kalkedon, Kapı, Karahan, Kaynak, Kırmızı Kedi, Kripto, LA, Literatur, Notabene, Özgür, Pencere, Rebeze, Revak, Sarissa, Serçeşme, Siyah Beyaz, Sınır Ötesi, Su, Ulak, Ürün, Tarih Vakfı, Tekin, Yazılama, Yol, Yurt.

KURULUŞLAR
Alevi Bektaşi Enstitüsü, Alevi Dernekleri Federasyonu, Erikli Baba Degahı, Garip Dede Dergahı, Karacahmet Dergahı, Sarıgazi Cemevi, Şahkulu Sultan Dergahı.
*
Fuar hakkında daha geniş bilgi için: (0216) 368 55 25 veya 05322418774
Fuar Adresi: Merdivenköy Mah. Ayışığı Sokak. No: 7 Kadıköy / İstanbul
www.sahkulu.org / facebook.com/SahkuluSultan
E-Mail: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. ve Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

Kategori: Etkinlik Haber Yorum

Ezeli Doğanay'ın Ayhan Aydın'a Soruları: İkinci Bölüm

Cuma, 02 Haziran 2017 23:22 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 2057

ALEVİ YAZARLARI ALEVİLİĞİ ANLATIYOR-10 (BİRİNCİ BÖLÜM)

EZELİ DOĞANAY
Ayhan Aydın ( Gazeteci Yazar) (*)

 

Alevilik ile ilgili 1950 yılına kadar sanıyorum “Hüsniye”, “Ebu Müslimi Horasani”, “Saadete Erimişlerin Bahçesi”, “Bektaşiliğin İçyüzü” ve “Buyruk” gibi kitaplar vardı. 1990 yılından sonra bu konuda oldukça fazla kitap yazıldı. Elbette yazılması çok iyi. Siz bu konuda bu kadar fazla kitap yazılmasını neye bağlıyorsunuz?

 

Yayınlanan kitapların gerçekten önemli bir bölümünü okuyan birisiyim. Kitap her şeye rağmen iyidir. Hangi konuda olursa olsun ne kadar çok kitap yazılırsa bunun yararına inanan bir insanım. Ama tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de her alanda her yıl binlerce kitap yayınlanmaktadır.

Alevilik gibi; devletin ve toplumun merkezine yerleşitirilmiş, yerleşitirilmeye çalışılan resmi bir “din, mezhep ve inanç” karşısında dışlanan, yok sayılan bir öğreti hakkında tüm baskılara, engellere rağmen kitaplar yazılması da elbette güzel bir şeydir.

Ama diğer dünya ülkelerinden durum nedir tam bilmiyorum fakat ülkemizde kitap yayıncılığında, bunun gibi elbette Alevilik Bektaşilik konusundaki kitap yazınında bir furyanın olduğunu söylemem gerekir.

Alevisi, Sünnisi, Şiisi (Caferi), çok farklı inanç kökeninden, bu arada çok farklı meslek formasyonlarından, çok farklı kesimlerden, akademiden, gazetecilik dünyasından onlarca hatta yüzlerce ismin bu alanda kitaplar yazması başlı başına gerçekten bir yazının konusu.

Bununla ilgili bir denemeyi çok önem verdiğim ve alanında uzman bir bilim insanı olan Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak yıllar önce yazmıştı. Gerçekleri dile getirdiği için bizim bazı yazarlar ve yayınevleri tarafından taşa tutulmuştu. O ise bunu hiç önemsememişti. Şimdi bazı kitaplar üzerinden giderek ben de bazı eleştiriler yazabilirim, kendi çapımda. Ama bir söyleşi boyutunda rahatlıkla şunları söyleyerek özetleyeyim görüşlerimi.

Bir kere yazılan kitapların yazarlarının en az yarıdan fazlasının bu konuda yetkin ürünler ortaya koyabilecek kapasitelerinin olmadığı söylemeliyim. Genel kültür, genel bilgi ve bu alanda uzun zamana dayanan araştırma-inceleme-gözlem verileri oluşmadan kitapların yazılıp, hemen çar çabuk piyasa sürüldüklerini görüyorum.

Alevi olsun, Sünni olsun kökeni hiç önemli olmamak üzere; tez canlılıkla, zaman zaman ticari kaygıyla, siyasi kaygıyla, bir yerlere gerçekten mesaj vermek kaygısıyla, hobi olarak, diğer kart vizit etiketlerine bir yenisi ekleme fütursuzluğuyla, yöreselcilikten kurtulamamanın verdiği amansız mikro milliyetçilikle, ocak taassubuyla, basit önermelerinin konuyla ilgili çok önemli olduğu iddiasıyla yüzlerce, binlerce kitap piyasayı doldurdu.

Bir zamanlar işporta pazarında yerlerde gezinen Alevi kitapları ciddi kitap satış noktalarında yerlerini alsalar da, bugün Alevilik Bektaşilik konusunda yazılan kitaplara eski ilginin olmadığını da rahatlıkla söylemek zorundayım. İşte bunda bu alanın gerçekten de ciddi manada sömürülmesinin de etkisi vardır.

Bazı yazarlar özellikle aynı kitabı farklı başlık, kapak resimleriyle farklı yerlerde yayınlatarak gerçekten bu işin ticaretini yapmışlardır. Somut olarak gördüklerimi burada yazsam gerçekten bazıları utanır, o yüzü kızarmayan yazarların, yayınevlerinin yaptıkları karşısında. Şimdi Alevi camiasının gözyaşı döküp bir büyük isim olarak andıkları bir yazar, hiç Osmanlıca bilmediği halde, Osmanlı Arşiv belgelerinden bir başkasının (başkalarının) çevirdiği belgeleri sahiplenip kitabın üzerine kendi ismini yazabilmiştir. Yine bir başka Alevi yazar bir başka kitaptan çalıntı yaptığı için mahkeme kararıyla yüklü bir tazminat ödemek zorunda kalmıştır. Başkalarına yazdırılıp kendi ismini koyanları mı ararsınız, Skandallara imza atıp sözde çevirerek tezine dayanak yaptığı belgelerde sahtekarlık yapanı mı ararsınız? Hangisini yazalım?

Açık açık söylemek gerekirse; gerçek anlamıyla Alevilik Bektaşilik konusunda bilgi sahibi olmak isteyen kim olursa olsun, bir insana kitap önerirken gerçekten çok dikkatli olmak gerekir.

Neden bu böyle?

Yukarıda söylemeye çalıştığım noktayı biraz daha genişletirsek, gerçekten ehil olmayan eller tarafından kaleme alınan kitaplardan söz ediyoruz.

Peki, ehil olmak ne demektir?

Alevilik Bektaşilik konusu, ne hikmetse daha çok da Alevi Bektaşi kökenliler tarafından zannedildiği gibi, basit bir araştırma alanı değildir. Bilakis araştırma alanları içinde en zor alanlardan birisidir. Bu nedenlerle, yıllar önce konunun önemini de biraz vurgulamak için Alevi Sosyoloji isimli bir de kitap yazan Prof. Dr. Hüseyin Bal’ın dediği gibi, bu alan üniversitelerde bir disiplin olarak, bağımsız bir bilim dalı olarak okutulabilecek ciddiyetle bir alandır.

Tarih, Sosyoloji, Etnoloji ve elbette Antropoloji’nin doğrudan alanı olan Alevilik Bektaşilik konusunda yetkin ürünler vermek hiç de zannedildiği gibi basit bir çaba ürünü olarak ortaya çıkmaz. Aleviliğin Bektaşiliğin bugününü çalışsanız bile tarihini, onun yayıldığı coğrafyayı, sosyal yapıyı bilmeden yetkin ürünler verebilir misiniz? Dolayısıyla Alevi Tarihi ise başlı başına tarih biliminin alanı içindedir. Size yüzlerce eser gösterebilirim ki, değil tarih, sosyoloji, antropoloji alanının temel kurallarını çiğnemek, en bilinen tarih kani kronoloji bilgileri bile yanlış yazılmış sözde Alevi Tarihi kitapları vardır.

İnsanların gerçekten bilgisiz olması, bu konuyu merak ediyor olmaları, bu konuda büyük bir boşluğun olması, biraz da bu kitap furyasını doğurdu. Üç kitap okuyan Alevi kitabı yazarı oldu. Yazar olmak, gazeteci olmak kolay değildir. Ama ülkemizde her şey basite indirgendiği için, sanki üst üste yirmi otuz kitap yığıp onlar içinde işine geleni, kendi dünya görüşüne uygun olanı, hoşuna giden bölümleri alıp, bunları bir ilkokul çocuğunun ders yapma mantığıyla alt alta yazmak yazar sanıldığı için biz bugün bu noktadayız. Alevilikle ilgili kitap yayınlayan Alevi Yayınevlerinde de profesyonellik olmayınca imla hatalarıyla dolu kitapların sayıları elbet yüzleri aştı.

Türkiye’de eksik olan “eleştiri kültürü” ve kitaplar, yazılar konusunda da “eleştirmenlik” amatör boyutuyla bile Alevilik Bektaşilik’te ve Alevi Bektaşi yazınında, daha doğrusu medyasında hemen hiç yok. Bu da bu konudaki en büyük handikaplarımızdan birisi.

Devamını oku: Ezeli Doğanay'ın Ayhan Aydın'a Soruları: İkinci Bölüm

Kategori: Ayhan Aydın Hakkındaki Yazılar

Diğer Makaleler...

  1. Ezeli Doğanay'ın Ayhan Aydın'a Soruları: Birinci Bölüm
  2. Alevi Bektaşi Etkinliklerine Dair Bazı Sorunlar- Sorular...
  3. Muzaffer Bal'la Şiran'da Alevilik Üzerine...
  4. ŞAHKULU KİTAP FUARI
  5. YRD. DOÇ. DR. MEHMET ERSAL'la Söyleşi
  6. ÂŞIK KADİR TÜRK’le Söyleşi
  7. Ozanların Dostluk Yolunda İlerleyen: NECLA YILDIRIM’la Söyleşi
  8. Ozan HÜSEYİN ERDOĞAN’la Söyleşi
  9. Dedeler ve Bazı Sorular…
  10. HACI CIRIK’LA SÖYLEŞİ

Sayfa 56 / 92

BaşlangıçÖnceki51525354555657585960SonrakiSon

Ayhan AYDIN İnternet Sitesi  erenler@ayhanaydin.info E POSTA

İLKEZGİ SANATEVİ SİTE VE TEMA TASARIMI MUSTAFA KARAÇİFTCİ 0542 559 11 80.