ALEVİLER VE ALEVİLİK NİÇİN SİYASETİN BU KADAR ÖZNESİ YAPILIYOR?

ALEVİLER VE ALEVİLİK NİÇİN SİYASETİN BU KADAR ÖZNESİ YAPILIYOR?

 

Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar (Türk Atasözü)

 

Biz müftü bilmeyiz fetva bilmeyiz

Kıyl-ü kal bilmeyiz ifta bilmeyiz

Hakikat bahsinde hata bilmeyiz

Şah-ı Merdan gibi ulumuz vardır

 

Alevi hareketi son yıllarda bugüne kadar hiç olmadığı kadar siyasetin öznesi yapıldı.

Bunu yapanlar çoğunlukla Alevi kurum başkan ve yöneticileri.

Artık öyle anlaşılıyor ki, siyasilerle görüşmeler, kimi ziyaretler, etkinlikler bile bazı insanların siyaset yapmak için Alevileri ve Aleviliği kullanmaları için birer bahane, amaçlarına örtü olarak kullanmaktan öte bir anlam ifade etmiyor.

Peki, neden bu kadar pervasızlaştılar, kimliksizleştiler ve utanmaz oldular bu aktörler?

Bu toplum ve sözde bu toplumun aydını denen kesim sayesinde.

Her konuda uzman olan, her alanda yazan, konuşan toplum; yazarıyla, akademisyeniyle, gazetecisiyle toplum temsilcisi görünümündeki insanlar bu yozlaşmaya ses çıkarmadıkları için bu fütursuzluk çok büyüdü.

Kurum başkanları, yöneticileri; işi gücü bırakmışlar, günlerini siyasilerle, iktidar partileriyle, belediyelerle ziyaret takvimine göre belirler olmuşlar.

Yapılan birçok etkinlik de aslında bu amaca hizmet ediyor.

 

Celal Fırat.

 

Garipdede Cemevi’nin paralarını akıttığı saz arkadaşlarının da desteğiyle sözde milletin vekili seçildi.

O zaten seçilmiş bir insandı, belki dede değil, bir pir değil, bir azizdi.

DEM Partisi onu keşfetti (!)

Onu kendi kadrosuna kattı.

Plan tıkır tıkır işletildi.

Garipdede Cemevi Başkanlığı’ndan istifa etmediği gibi, Celal Fırat bu güzide Alevi kurumunu DEM Partisi’nin bir şubesi gibi rahatlıkla kullanmaya başladı ve buna da devam ediyor.

DEM Partisi’nin birçok toplantısı burada yapılıyor.

DEM Partisi'nin basın açıklamaları burada yapılıyor...

DEM Partisi adına kurumlara, dini önderlere, her yere gidiyor.

Celal Fırat siyasi kimliğini dernek başkanlığı ve inanç önderliği yani “pir” kimliğiyle bir güzel harmanlayıp, kendi yandaşlarıyla birlikte Alevi kurumlarını DEM Partisi adına bir güzel dizayn ediyor, yönlendiriyor.

Bir güzide Alevi kurumu ahlaklı insanların akıllarının almayacağı şekilde siyasetin bir öznesi yapılıyor.

 

Hüseyin Mat.

 

Avrupa Alevi Birlikleri Konfedarasyonu Başkanı.

Her hafta ya kendisi Türkiye’ye geliyor, ya da Türkiye’de kendi yandaşı kimi kurum temsilcilerini Avrupa’ya taşıyor.

Bilmem ne etkinliği bahanesiyle bir araya gelip hep birlikte Aleviler adına sözde kararlar alıyorlar, açıklamalar yapıyorlar. Daha öncekiler gibi; Hüseyin Mat’ın ve Türkiye’deki saz arkadaşlarının harcadıkları uçak paralarıyla, yemek paralarıyla, kimi kendi yandaşı gibi hizmet eden sanatçılara, bilmem kimlere harcadıkları paralarla Alevilik adına bir enstitü bile kurulurdu.

Kendi eksiklerini, yanlışlarını örtmek için sözde milletvekili Celal Fırat’ın ve kıymetleri kendilerinden menkul kurum temsilcilerinin sözde güçlerinden yararlanmak istiyor.

Celal Fırat ve saz arkadaşları da koskoca Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun soluğunu, gücünü ensesinde hissettiği gibi güya bunu herkese hissettiriyor.

 

Vay, vay, vay…

 

Kurumları ele geçirip slogan atmaktan başka bir marifeti olmayan, Alevilikle ilgili kalıcı hemen hiçbir iş yapmayan bir iki afişle, çığırtkanlıkla Alevi temsilcisi olduğunu bize dayatan, Alevi kurumları sayesinde adam olan, adam olduğunu sanan zavallılar yığını…

 

Cem Vakfı.

 

35 yıllık birikimi tüketme noktasına gelmiş bir kurum.

Onca emek, onca çaba…

Hepsi göz ardı edilip, yok sayılıyor.

Yılların birikimi üzerine çöken bir zihniyet… İnsanlar kitap okuyarak ne elde ediyorlar, inanç insanlara yetmiyor mu, diyen bir zavallıyı dedeler kurumu başkanı yapan bu kurumun tek umudu mevcut iktidara yamanmak.

Başka çareleri kalmamış çünkü…

Cem Vakfı’nın kapısından geçmemiş kişileri kurucu üye yapan bu kurum her şeyi yeniden keşfeder gibi işe başlıyor.

Her şey zamanında yapılmış, kazanımlar elde edilmiş, AİHM. Cem Vakfı’nın emektarlarının çalışmaları sayesinde Türkiye’deki haksızlıkları mahkum etmiş, iktidarları hizaye getirmiş bir kurum nihayetinde.

Ama mirasyedi olmak böyle bir şey.

Hiçbir şey olmamış gibi, bugünkü iktidarın temsilcileriyle sabah akşam bir araya gelen, toplantı üstüne toplantı yapan bir yapı.

Düşünün ki Cem Vakfı ismini kaldırsanız, alkışlamaktan elleri parçalanan zavallılar AKP.- MHP. İktidarının bir ferdi olmuşcasına, hangi ülkede hangi haksızlıkları yaşadıklarını unutmuş gibi hareket ediyorlar.

Ülkeyi tarikatlar yurduna çeviren bir iktidarın gerici Milli Eğitim Bakanıyla protokoller imzalıyorlar.

Yeter ki var olsunlar, varlıklarını bu iktidara borçlu gibi, yani dibine kadar batmış bir borçlu müsrif gibi hareket ediyorlar.

Emek sömürüsü üzerine yükselen bir yapı. Bu kurumu var eden değerleri tırpanlayıp, verilen tüm çabaları yok sayan bir kafa yapısı.

Düşünebiliyor musunuz? Yıllar yılı Cem Tv.'ye verilen emekler bir zihniyet bozukluğu nedeniyle yok sayılıyor.

Yıllar yılı Cem Vakfı, Cem Radyo, Cem Tv., Cem Dergisi burada çalışanların emekleri gaspedilirken, nice nice vasıfsız, kendi çıkarı için çalışan müdürlere verelin paralarla bu kurumların bile ömrü daha uzun olurdu.

Adam yetiştirmek değil, yetişmiş, kuruma ve Aleviliğe bağlı çalışanları, değerleri birer birer yok eden şuursuz kafa...

Uyarıları dikkate almayan bir arşiv oluşturmayan, çalışanların paralarını vermeyen, Cem Tv.'nin isim hakkını, logo hakkını bile almamış ama her şeyi bilen narsist kafa...

Ama hiç önemli değil şimdi ise yine başkalarının çalıştırdığı Cem Tv.'yle yine iç içe tutarsızlar bandosu...

Sanki 35 yılda bu Cem Vakfı’nın kendileri var etmemişler, bu emekleri kendileri vermemişler gibi, fütursuzca bir iktidarın bir paravanı gibi çalışmaktan gocunmuyorlar.

 

Vedat Kara.

 

Kendisine tarihçi diyor. Bu konuda ne bir yazısını, ne bir kitabını okuyan, bilen var.

Birilerinin teşvikiyle önü açılmışlardan.

Sevenlerine bakınca, onu alkışlayanlara, büyük hayranlıkla önünde eğilenlere bakınca bu azizi daha önce hiç görmemiştik, ne büyük eksikliğimizmiş diyecek kadar birilerince sevilen birisi yani. Atatürk Kitaplığı’nda yöneticiyken kendisine teslim edilen arşivleri yok eden, benim bundan hiç haberim yok, diyen bu aziz, Garipdede Dergahı’nda kendisi gibi olan Calal Fırat’la ve diğer kurumlarla çeşitli projeler yürütmede çok başarılı bir isim.

Kimi cemevi başkanlarının akrabalarını cemevlerine, belediyeye işe alma konusunda da çok başarılı birisi.

Öyleki birkaç korumaya kadar ulaşan gücüyle, yanında taşıdığı fotoğrafçılarıyla, önünde kimi azizlerin, azizelerin yırtık dondan çıkanların eğilip büküldükleri, cemevlerine aşurelik dağıtarak büyük saygı uyandıran seçkin yetişmişlerden sayılıyor artık.

Geçenlerde kendisini çılgınca alkışlayan ve sözde solcu gören kimi meczupları gerçi biraz şaşırttı. Daha doğrusu şaşırtmış olmalı.

AKP. İktidarının bir kurumu Kültür Bakanlığı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi Vakıflar Federasyonu ile birlikte düzenledikleri bir etkinliğe katılıp etkinlikte bir de plaket vermiş Vedat Kara.

Siyasetin dibine batmış Vedat Kara için bundan doğal bir şey olamazdı elbette. Ama bu kurumları ziyaret edenleri “hain” ilan eden ve birilerine çemkirmeyi adet edinmiş, yarım beyinlilerden bir sesin çıkmamasıydı asıl şaşırtıcı olan.

Ama hiç önemli değil karekter olmayınca herkes çıkarına göre davranmayı adet edinmiş durumda...

 

Gelecek Bizlerden Hesap Soracak...

 

Vur patlasın, çal oynasın devri…

 

Böyle rezil bir şekilde Aleviliği getirip siyasetin tam ortasında onun değerlerini yok eden zihniyetlere teslim edenlere bu toplum ve bu toplumun sözde aydınları seslerini çıkarmazlarsa, bundan sonra olacaklardan da bizzat kendileri sorumlu olacaktır.

Sonra ağlayıp, zırlayıp, bağırmalarının anlamı kalmayacak…

Hangi parti, hangi siyasi görüş olursa olsun kendi mecrasında anlamlıdır.

Alevilik bir inançsa onun kendi değerleri, öğreti bütünlüğü, özgünlüğü kendi kimliğiyle yaşamalı ve yaşatılmalıdır.

Bu kadar siyaset alkışçısı kurum başkanı, dedesi, Bektaşi babası, sanatçısı olursa Alevilerin zaten bir başka düşman, asimilasyoncu vs. dışarıda aramasına gerek yok.

Faşist- gerici- dinci kalkışmalarla, toplu kırımlarla, katliamlarla, Türk - İslam sentezcileriyle, gerici devlet bürokrasisiyle, Sünni kuşatmayla, tarikatlarla, iş yerlerinde, devlet dairelerinde, okullarda, kışlalarda, yurtlarda Aleviler çok büyük zulümler yaşadılar, çileler çektiler.

Osmanlı'da uğradıkları zulmü, baskıyı ve asimilasyonu cumhuriyet devrinde de yaşayan Aleviler şimdi de kendi içinden çıkanlar tarafından asimile ediliyor...

Şimdi sözde: "öze dönüş" diyerek, "araştırma" adına, "Alisiz Alevilik" safsatasıyla onu köklerinden kopararak ya da; "Gerçek İslam Biziz" deyip, Sünni akidelerle, Şiilik içinde onu eriterek yok ediyorlar.

Kendi özgün yapısı, öğretisi, inancı ve özü yok edilmek istenen Alevilik, asimile edilen bir Aleviliktir.

Kimse Aleviliği tanımlamaya, ona yeni donlar biçmeye çalışmasın.

Yüzyıllar boyunca Alevi - Bektaşi Kadim Yol Ve Öğretisi zaten kendisini var etmiştir.

Onun değerlerini yaşamayıp onu hırpalayanlar bu yola hainlik yapanlardır.

Şimdi çok ciddi bir tehdit ve tehlikeyle karşı karşıyayız...

Aleviliği – Bektaşiliği maalesef bu toplum mensupları en acımasız bir şekilde çıkar için asimile ediyor…

Dert Bizde Derman Ellerimizdedir...

Gün yolumuza sahip çıkma günüdür...

Hiç kimse kendisini geri çekmesin.

Doğru yoldan gidip eğri yola sapmasın...

Cümle yol erenleri, gerçek pirler, gelecek bizlerden hesap sorar.

Gençlerimizin geleceğini yok etmemek için cesaretle yolumuza sahip çıkıp çıkarcılardan hesap sormalyız.

Yanlışın karşısında durmalıyız...

 

Muhabbet ehline aşk ile...

 

Ayhan Aydın

14 Nisan 2026

 

Sorma be birader mezhebimizi

Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır

Çağırma meclis-i riyaya bizi

Biz şerbet içmeyiz dolumuz vardır

 

Biz müftü bilmeyiz fetva bilmeyiz

Kıyl-ü kal bilmeyiz ifta bilmeyiz

Hakikat bahsinde hata bilmeyiz

Şah-ı Merdan gibi ulumuz vardır

 

Bizlerden bekleme züht-ü ibadet

Tutmuşuz evvelden rah-ı selamet

Tevvella olmaktır bize alamet

Sanma ki sağımız solumuz vardır

 

Ey zahit surete tapma Hakk'ı bul

Şah-ı velayet'e olmuşuz hep kul

Hakikat şehrinden geçer bize yol

Başka şey bilmeyiz Ali'miz vardır

 

Nesimi esrarı fas etme sakın

Ne bilsin ham ervah likasın Hakk'ın

Hakk'ı bilmeyene Hak olmaz yakın

Bizim Hak katında elimiz vardır

 

Kul Nesimi